14 Eylül 2008 Pazar

Tube'ler artmış!




Youtube.com'un Türkler'in Atatürk'ün kötülenmesinden korunması için (!) Türkiye'de kapatılmasının ardından pek çok youtube kullanıcısı, mahkeme sayesinde bilgisayar bilgilerini geliştirerek siteye erişmeyi başardı. Bununla birlikte, eğitim ve fen-teknik alanlarda video arayanlar için başka video siteleri de mevcut.

Bunlardan science-tube.com bilim ile ilgili olan videolar içermekte:
http://www.science-tube.com/

Teachertube.com ise eğitim alanında çok güzel videolara
http://www.teachertube.com sahip.

Yalnız dikkat ederseniz bu web sitelerinin ikisi de İngilizce. Dolayısı ile İngilizce'yi iyi derecede bilmek şart. Öğretmenler aslında videolara bedava da elde edebileceğiniz bir program ile alt yazı ekleyebilirler, hatta dublaj bile yapabilirler. Keşke bu kadar uğraştırıcı olmasaydı, değil mi? Yine de, sitelerde bazı hayırseverler, Türkçe videolar da eklemiş. Bize de oturup araştırmak düşüyor.

Başka bir yazıda eğitim alanında İngilizce kaynakların olduğu siteleri de yazmayı düşünüyorum inşaallah.

Ama önce Türkiye'deki meşhur "tüp"lere bakalım:

www.delitube.com
www.osstube.com
www.nurtube.com
www.trtube.com
www.kontube.com, ve tabii ki
www.pikniktube.com!

Bir millet bu kadar mı üretici olur ya Rabbim! Piknik tube, yani piknik tüpü, insanın yerlere yatıp kahkahalarla gülesi geliyor!

Hepsi vatandaşa hizmet için, gel vatandaş gel, batan geminin patlamamamış tube'leri bunlar!

Feysbuk'un yeni hâlini beğendiniz mi?

Feysbuk, veya orijinal adıyla Facebook, arayüzünü yeniledi. Bu duruma yine kendi yağları ile kavrulan vatandaşlarımız geri kalır mı? Onlar da hemen beğenmedikleri Feysbuk'ta bir grup kurmuşlar: "YENİ Facebook Çok Kötü Eskisini İstiyorum"* Feysbuk epey eğlenceli bir yer. Yine Feysbuk'ta "Feysbuk'un uygulamalarından nefret ediyorum" şarkısı Wall denilen mekanlarda gezinip duruyor. Bu, İstanbul'dan ekmeğini yiyip de kendi gibi başka bir yerden gelmiş birini bulduğunda hemen "Ah şu İstanbul yok mu"dan başlayıp, havasına, suyuna, kalabalığına, her şeyine söven kişilerin durumuna benziyor. Neydi o? "Ekmek yediği kaba pislemek"? Kardeşim, hem karnını doyurduğun, çocuklarını okula gönderdiğin yer; hem de ağzına geleni saydığın yer! Demezler mi adama "Bu, ne yaman çelişki?" diye!

Her neyse, konumuza dönersek; solda doldurduğumuz uygulamalarla dolmuş olan sütun artık boş! En çok bu yönünü sevdim, tozları halının altına süpürüp temizledim diyebilmek aslında! :) Bence genel itibari ile daha güzel.

*: http://www.new.facebook.com/?fbnew_opt_out=1 adresinden eski Feysbuk'unuza dönebilirsiniz.

13 Temmuz 2008 Pazar

NTV'ye en-ti-vi demek

Bir modadır gidiyor, NTV'ler en-ti-vi oldu; hem kıytırık radyo kanalları, hem de ulusal-uluslararası yayın yapmakla övünen radyo kanalları, FM kelimesini ef-em diye okumakta bas bas! Allah Allah, ne zamandır f harfi "ef" diye okunur oldu, m "em" diye, ve hakeza?

Bir başka grup da Türkçe kelimelerin yabancı dillerdeki transkaripsiyonunu yazanlar: Paşa yerine Pasha veya Pascha, Leyla yerine Laila, Eskici yerine Eskidji (sanki sarhoşlar konuşuyormuş gibi) gibi ucube isimli işyerleri açıldı.

Bakınız hocamız durumu nasıl açıklıyor:

ÜNSÜZLER
Oluşumları sırasında ses yolunda (ses telleri, küçük dil, dil, damak, dişler ve dudaklarda) bir engelle karşılaşan, takıntıya uğrayan seslerdir. Oluşum noktalarının çokluğu sebebiyle bütün dillerde ünsüzlerin sayısı ünlülerden fazladır. Türkçede de alfabede gösterilen 29 sesten 21’i ünsüzdür. (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z)
Ünsüzler, takıntılı sesler olduğu için tek başlarına söylenemezler, tek başlarına hece ve kelime olamazlar. Dillerdeki ünsüz sesler, tek başlarına söylenemediği için önüne veya arkasına bir ünlü getirilerek telaffuz edilirler: ef, el, es, en; ce, de, fe, ge gibi. Dilimizdeki ünsüz sesler ise, tek tek söylenirken Türkçenin ses özelliği ve yapısı dikkate alınarak be, ce, çe, de, fe, ga, ge, ha (he, hı), je, ka (ke), le, me, ne, pe, re, se, şe, te, ve, ye, ze şeklinde söylenmelidir. N harfini en, m harfini em, h harfini aş veya eyç, s’yi es, r’yi ar şeklinde okumak yanlıştır. Özellikle Türkçe kısaltmaları okurken buna dikkat etmek gerekir. Türkçe olmadığı için BBC kısaltması bi bi si; CNN kısaltması si en en şeklinde okunabilir ama Has Bilgi Birikim kısaltmasını (HBB) eyç bi bi (öldü gitti rahmetli televizyon. AD); Nergis Televizyonu kısaltmasını (NTV) en ti vi; Türkiye kısaltmasını (TR) ti ar; televizyon kısaltmasını (TV) ti vi şeklinde söylemek de yanlıştır.


http://www.akdeniz.edu.tr/turkdili/guzdersnot/guz-05.doc adresinden alınmıştır. Hocamıza helâl olsun, çağımızın dil eşkiyalığına karşı çıktığı için!

Dilimiz yeterince zengin, yeter ki aklımızı kullanıp yenilikler üretmesini bilelim. Üniversiteden bir hocam yabancı dil ağırlıklı olmak üzere yeni kurulan bir yayınevine "Name" isminin kullanılmasını önermiş. Ne güzel, değil mi? Name, Türkçe'de mektup, İngilizce'de ve Almanca'da isim demek. Türkçe yaz, her dilde işine de yarasın. İşte buna zekâ denir!

Which one are you? - Siz hangisisiniz?

Philosophers are people who know less and less about more and more, until they know nothing about everything. Scientists are people who know more and more about less and less, until they know everything about nothing." might be said by Konrad Lorenz

"Filozoflar, her şey hakkında hiçbir şey bilmeyene dek daha ve daha çok hakkında daha ve daha az bilen kişilerdir. Bilim adamları, hiçbir şey hakkında her şeyi bilene dek daha daha az şey hakkında daha ve daha çok bilen kişilerdir." Konrad Lorenz tarafından söylenmiş olma ihtimali var.

DEW mi DEV mi?

Son günlerde Dew Araç Vitamini diye adlandırılan bir ürünün reklâmları oynuyor televizyon kanallarında. Bu reklâmlarda mühim bir Türkçe hatası gözüme çarpıyor ki her defasında sinir küpü oluyor, kanalı değiştiriyorum duymamak için.

Bildiğiniz üzere Türkçe'de w diye bir harf yok. Lakin pek çok insan w harfini v harfi ile aynı zannetmektedir. Bu reklâmı hazırlayan kişiler ve firma yetkilileri de aynı hataya düşmüş anlaşılan. w harfi İngilizce'de (zannedersem şirket yetkilileri İngilizce'de dew kelimesinin bir manası oluşuna atfen ürüne isim vermişler) dudakları öne doğru uzatarak yuvarlatmak suretiyle, v ise üst dişlerin alt dudaklara dokundurulmasıyla çıkarılır. İkisinin harf olarak aynı alfabe içinde olması dışında bir akrabalığı yoktur. Buna rağmen reklâmda günlerdir, ısrarla ve hâlâ utanmadan yanlış katmerlenmektedir.

Devir sözcüğü Arapça köklüdür ve "dewr"( دَوْر) köküne sahiptir, yani markanın orijinal adı Arapça'ya uygulanırsa doğrudur. Fakat Türkçe sözlüklerde bu kelime devir diye geçer ve v dediğimiz gibi üst dişleri alt dudaklarımızın ucuna dokundurarak okunur. Dolayısı ile reklâm Türkçe olarak yapılırsa "devir dewr devri" gibi gariplik ortaya çıkmaktadır. Yine aynı şekilde reklâmda çıkan deveye de "Yok deve" veya "Yok dewe" denip, bu hayvana ne diyeceğimizi tekrar öğretme gayretine girmişlerdir. "Masamda dev gibi dosyalar var" derken dev'deki v ile var'daki v aynı mıdır? Aynı ise neden markaya yanlış bir atıf yapılmaktadır? Markanın adı DEV midir, DEW mi? Dev ise neden Dew diye yazılıyor; yok, İngilizce'de bulunan Dew ise neden İngilizce telaffuz edilip "d'yu" denmiyor?

Bir İngiliz hocamız vardı; ve Türkler'in telaffuz hatasının v ile w'yi karıştırmak olduğunu belirtmişti ve şunu anlatmıştı. "Bir gün bakkala gittim ve 'Ekmek var mı?' dedim, anladılar. Başka bir gün gittim ve 'Ekmek war mı?' dedim; yine anladılar. Bu iki alâkasız harfi nasıl olup da karıştırdığımızı merak etmişti. Büyük ihtimalle harf devrimiyle (yine devirli bir sözcük, gel de karıştırma artık) Arap alfabesindeki waw harfi, zoraki olarak ve'ye dönüşünce bizim millet de w ile v karışımı bir harf icat ettiler ve iki telaffuzu da doğru saydılar. Ne diyeyim?

Bu bağlamda Türkçe harfleri tutup da İngilizce veya başka bir yabancı dilin harfleri gibi telaffuz ediliyor, bunu da anlayamıyorum. Neden insanlarımızda böyle aşağılık kompleksi benzeri bir eğilim var, izahı güç. En gözüme çarpan örnek, bir Türk kuruluşu olmasına rağmen en-ti-vi diye okunan NTV. Bu kuruluştan da güzel bir açıklama beklerdim doğrusu.